Topkapı ve Dolmabahçe Sarayı’nda Bulunan Kıymet Biçilmez: Tam 400 Yıllık

Atölyede onarımı tamamlanmak üzere olan yapıtlardan biri olan Sultan II. ABDülhamid tuğralı taht, üzeri sedef ve fildişi süslemelerle bezeli, taç ve ayak kısmı sedefle geometrik kısımlara ayrılmış şekilde bulunuyor. Bu bölümlerin içleri ise fildişi kakmalarla süslenmiş, oturma yeri ve yanları ince çizgili pembe renk ipekli kumaşla kaplanmış, tahtın üst tarafında yine sedefle işli Sultan II. ABDülhamid tuğrası bulunuyor. Ayrıca tahtın en üstünde de sedef kakma bir taç yer alıyor.
‘Boulle’ tarzında tasarlanmış Fransız ‘Erard’ marka kuyruklu piyano da atölyede yer alıyor. Kapağının iç yüzeyinde ABDülmecid tuğrasının işlendiği bir madalyon bulunan piyano, kahverengi maun iskeletin üzerinde bağa kaplama ile stilize edilmiş çiçekler, yapraklar ve kısımlarla periyodun sanat anlayışını yansıtıyor.
Milli Saraylar Sedef Atölyesi’nin üzerinde çalıştığı eserler arasında Topkapı Sarayı’nın Harem Dairesi’ne ait sedef işlemeli bir kapı bulunuyor. Devrin saray ustaları tarafından süslenen el yapımı ahşap kapının onarımın ise gelecek sene bitmesi planlanıyor.
‘TAHT VE PİYANODA PADİŞAH TUĞRALARI BULUNMAKTADIR’
Sedef Atölyesinde otuz iki yıldır görev yapan Cemalettin Ünal, “Atölyemizde sedef, boulle, marküteri, fileto ve buna benzer sanat yapıtlarının çalışmasını yapmaktayız. Şu anda atölyemizde üç tane eser üzerinde çalışmaktayız. Bir tane Fransa'dan hediye gelen Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü'ne ait piyano, Topkapı Sarayı'na ait Harem kapısı ve Yıldız Sarayı'ndan gelen ABDülhamit Han'ımıza ait tuğrasıyla taht bulunmaktadır. Piyano 1850’lerde yapıldı, üzerindeki kayıtlı dokümanla tespit edilmiştir. Bize de 1860’larda ABDülmecit döneminde hediye olarak gelmiş. Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkünde ABDülhamit döneminde de kullanılmıştır. Kapımız ise yaklaşık olarak 400 yılın üzerinde bir kapı. Hürrem Sultan döneminde kullanıldığı söylenilmektedir. Topkapı Sarayı'nın Sultanlar Hamamı'nın bulunduğu alanda kullanılmaktadır. Tahtımızda İran'dan bize hediye gelmiştir. O da yaklaşık olarak 150 yıllık bir tahttır. İran ustaları tarafından yapılmıştır. Hediye olarak geldiği için o devrin padişahlarını yansıtan tuğralar bulunmaktadır. Mecidiye Köşkü yapıldığı zaman hediye olarak oraya piyano geliyor. ABDülhamit’in kızları tarafından da kullanılmıştır” dedi.
‘TAMAMEN DOĞAL VE ORJİNAL MATERYAL KULLANIYORUZ’
Restore çalışmalarında bitmesi planlanan mühletlere dair bilgiler paylaşan Ünal, “Piyano boyut ve üzerindeki gereç olarak çok ayrıntılı, şık bir personellik olduğu için onun çalışması yaklaşık olarak bir yıldır devam ediyor. Bir yıl daha sürecek ve iki yıl içerisinde bitmiş olacak. Kapı ve tahtın bizde daha fazla gereci olduğu için onları daha kısa sürede bitireceğiz. Kapı yaklaşık olarak iki ya da iki buçuk ay içerisinde bitecek. Tahtın restoresinin bitmesi için ise yaklaşık olarak bir aylık bir süremiz kaldı. Üçü aynı anda gerçekleşen çalışmalar olduğu için zamana baktığınızda daha da uzamaktadır. Bu yapıtlarda tamamen doğal ve özgün materyal neyse biz de birebirini kullanmaktayız. Örneğin sedef, bağ, fildişi gümüş ve metaller tamamen doğal materyal olarak kullanılmaktadır. Üzerinde herhangi bir orjinal olmayan parça kullanılmıyor çünkü saray eşyası olduğu için tamamen doğal gereç kullanmak zorundayız” diye konuştu.
‘PİYANO İLK SEFER BURADA RESTORE EDİLİYOR’
Eserlere ait gereçlerin yıllarca Sedef Atölyesi’nde üretildiğini belirten Ünal, “45 yıldır bu işi yapmaktayım. Çocukluğumdan beri çalışıyorum, oradan bir aşinalıkla okulları bitirdik, buraya geldik. Milli saraylarda 32 yıldır çalışıyorum. Bir kompozit atölyesinden öte materyalleri biz yıllarca burada yaptığımız için eserler bize gelmektedir. Doğal bizden sonra yine üzerinde çalışılacaktır. Mesela piyano ilk kez burada restore ediliyor. Topkapı Sarayı'nda Mecidiye Köşkü'nde kullanıldıktan sonra kaldırılıyor ve orada depo da bulunuyor. Milli Saraylara bağlanınca biz de o eser üzerinde çalışmaya başladık” ifadelerini kullandı.
‘PADİŞAHIN DOKUNDUĞU KAPIYI YAPMAK BÜYÜK BİR ONUR’
Eserleri yenilerken dönemi yaşadığını ifade eden Ünal, “Yaklaşık 400 yıllık kapıya dokunduğunuz zaman çok mutlu oluyorsunuz. Bir padişahın, sultanın ve haremden geçen cariyelerin dokunduğu yapıtı sizde hissettiğiniz zaman mutlu oluyorsunuz. Padişahın dokunduğu kapıyı yapmak büyük bir onur. Restore çalışmasını bitirdiğimde ise daha da mutlu oluyorum çünkü siz yapmış oluyorsunuz. O da bir onur veriyor. Ayrıca herkes tarafından takdir görüyor. Çok incelikli yapmak zorundayız. Hata yapmamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz” dedi.
Alanında uzman isimler tarafından restore edilen eserler, atölyedeki işlemlerinin ardından ait oldukları yerde sanatseverlerle buluşturulacak.
Diğer Güncel Haberler İçin Tıklayın / Bursa Haber - Bursa Gündem - Bursa Gündem Haber - Bursa Haberleri - Bursa Son Dakika
Bizi İnstagram'da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi X'de Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHbr
Bizi Facebook'da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi Youtube'da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi Linkedin'de Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber