38,0238$% 0.14
41,1009€% -0.17
3.756,55%0,70
6.152,00%0,60
24.537,00%0,61
3.074,20%0,59
9.612,84%-0,38
DOLAR 38,0238
EURO 41,1009
ALTIN 3.756,55
BİST 100 9.612,84
İmsak 02:00
“Dışarıda kalan kız” ve ”Normalmiş gibi davranmak” gibi ifadeler, otizmli kadınların teşhis konulmadan önceki hayatlarına dair güçlü kişisel tanımlamalarının sadece birkaçı. Bu tanımlar, nörolojik ve gelişimsel bozukluk yaşayan kadınların derin sosyal huzursuzluklarını ve görünür semptomlarını gizleme eforlarını da gözler önüne seriyor.
Çocukluk periyodundan itibaren topluma dahil olmak için bir kimlik bulma gayretiyle karşı karşıya kalan otizmli kadınlar, benliklerini gizlemek amacıyla farklı maskeler takmaya veya kamufle olmaya çalışıyorlar. Bu maskelenme çabası, otizm öyküsünde sıklıkla göz arkası edilen bir özellik olarak öne çıkıyor.
Good Health mecmuasında yayımlanan bir özel serinin ilk kısmında, otizmin sadece erkek çocuklarına özgü bir durum olduğuna dair yaygın bir inanış olduğu öne sürülmüştü. Erkek çocuklarının kızlara oranla dört kat daha fazla otistik tanısı aldığına dair istatistikler, bu yanlış anlayışı pekiştirdi. Bu çarpık bakış açıları, otistik kadınlar üzerinde zararlı etkiler yaratmış ve spektrumdaki kızların, toplumsal cinsiyetin dayattığı katı normlar nedeniyle “çifte darbe” yaşadıklarını hissetmelerine yol açmıştır.
Otizmli bir genç kız olan Grace, yaşadığı zorlukları şu şekilde dile getiriyor: “Bütün kızlar, kendilerine kız olmanın ne anlama geldiği söylendiği için uyum sağlamak ve belirli bir şekilde olmak için muazzam bir baskı altındadır. Otizmli kızlar için durum daha da berbattır çünkü onlar da insan olmanın ne anlama geldiğine uyum sağlamaya çalışmaktadır.” Bu ifadeler, otistik kadınların toplumsal beklentilere uyum sağlama ve bu süreçte kimliklerini keşfetme gayretinin ne kadar zorlayıcı olduğuna işaret ediyor.
Bilişsel nörogörüntüleme profesörü olarak, otistik beyinleri araştırırken, “sadece erkeklere yönelik” önyargıları kırmak adına otistik kızlar ve bayanlarla daha fazla şey öğrenmek istedim. Tarayıcımdan araştırmalarımı yönlendirerek onlara şu soruyu sordum: “Siz olmak nasıl bir şey?” Çeşitli yaşlardan insanların karşılıkları, genellikle sosyal beklentilerle başa çıkmakta yaşadıkları zorlukları, öz saygılarına yönelik daima saldırıları, zorbalığı ve tuhaf olarak etiketlenmeyi içeriyordu. Bu tecrübeler, kadınların aidiyet duygusu arayışlarını ve toplumun onlara biçtiği kimliklerle ne kadar zor bir mücadele verdiklerini gösteriyor.
Otistik kadınlar, sonunda otistik kimliklerini keşfettiklerinde büyük bir rahatlama hissi yaşıyorlar. Gerçek kimliklerine kavuşmaları ve “kabilelerini” bulmaları, hayatlarının anlam kazanmasına neden oluyor. Ancak bu keşif, daha geniş bir kimlik sorusu ile temaslıdır: Otizmin temel bir istikameti, kim olduğunuzu ve nasıl olmanız gerektiği konusundaki toplumsal beklentilere uymadığınızı fark ettiğinizde belirsizlik yaşamanızdır. Bu belirsizlik, cinsiyet kimliği gibi diğer öz kimlik sorularına da yayılabilir.
Araştırmalar, otizmli popülasyonlarda cinsiyet çeşitliliğinin, otizmli olmayanlara göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Otizmli yetişkinlerin yüzde 15’i, kendilerini trans veya ikili olmayan olarak tanımlıyor. Bu oran, doğumda kadın cinsiyeti atananlar arasında yüzde 30’a kadar çıkabiliyor. Otizmin cinsiyet kimliğiyle kesişimini anlamak, sadece akademik bir konu değil; aynı zamanda önemli bir sağlık sorunudur. Çıkan bulgular, hem trans hem de otistik bireylerin daha yüksek oranda ruhsal sağlık sıkıntılarıyla karşılaştığını gösteriyor. Bu bireyler, bakım, yardım ve empatiye ihtiyaç duyuyorlar.
Bath Üniversitesi Uygulamalı Otizm Araştırmaları Merkezi’nden akademisyenler, otistik bireylerle yapılan görüşmelerde, cinsiyet çeşitliliği ve nörolojik çeşitliliği kabul etmeyen bir dünyada yaşamanın getirdiği zorlukları vurguladılar. Birçok kadın, duyusal disfori gibi otizmle bağlantılı hassasiyetler nedeniyle “kadın” olmanın toplumsal baskılarına karşı olumsuz tecrübeler yaşadıklarını belirtti. Örneğin, kadınsı giysilerin neden olduğu rahatsızlıklar veya ergenlik dönemindeki duyusal zorluklar bunlar arasında yer alıyor.
Bir katılımcı, otizmli olmanın, “herkesin bir kurallar kitabına sahip olması ve sizin buna sahip olmamanız” gibi bir şey olduğunu belirtti. Bu anlayışla birlikte, cinsiyetin de kurallar kitabının dışında kalan bir öğe olarak otistik kızlar için bir belirsizlik yaratabileceği ifade edildi. Sosyal medyanın ve popüler kültürün aşırı feminenlik dayatmaları, otizmli kadınların kimliklerini bulma yolunda zorluk yaşamalarına neden olabilir. Eğer toplumsal beklentilere uymayan bir kimlik ile ilişkilendiriliyorsanız, bu, alternatif kimlikler arayışına yol açabilir, örneğin, erkek kimliği veya cinsiyet kimliği uyumsuzluğu gibi.
Sinirbilimciler, otizm ve cinsiyet kimliği çeşitliliği olan bireylerin beyin aktivitelerini karşılaştırarak, olası örtüşme alanlarını araştırıyor. 2023’te yapılan bir çalışmada, “varsayılan mod ağı” olarak bilinen beyin aktivitesinin, otizmli ve cinsiyet çeşitliliği gösteren bireylerde benzer şekilde çalıştığı öne sürülmüş, bu da cinsiyet kimliği ve otizmin beyin seviyesinde nasıl kesişebileceğini gösteren önemli bir bulgu olmuştur.
Diğer Güncel Haberler İçin Tıklayın / Bursa Haber – Bursa Gündem – Bursa Gündem Haber – Bursa Haberleri – Bursa Son Dakika
Bizi İnstagram’da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi X’de Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHbr
Bizi Facebook’da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi Youtube’da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi Linkedin’de Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Karadeniz’de Ateşkes İlanının Hemen Ardından Ukrayna’dan Saldırı!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.