37,9463$% -0.02
42,0564€% 1.92
3.791,92%-0,90
6.281,00%-0,02
25.045,00%-0,30
3.106,89%-0,92
9.484,26%-0,41
DOLAR 37,9463
EURO 42,0564
ALTIN 3.791,92
BİST 100 9.484,26
İmsak 02:00
İstanbul, ABD merkezli yazılım şirketinin yayımladığı 2024 yılı raporunda New York’u geride bırakarak dünya genelinde en yoğun trafiğe sahip şehir olarak belirlendi. Kentte her geçen gün artan motorlu taşıt sayısı, trafikte geçirilen saatleri uzatırken hava kalitesini azaltıyor Buna bağlı olarak da kentte yaşayan canlıların sağlığı olumsuz etkileniyor.
Prof. Dr. Toros yaptığı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, kentte kayıtlı araç sayısının 6 milyona yaklaştığını söyledi.
Bunun çok fazla olduğunu belirten Toros, “İstanbul’da kişiler yarım saatte gidecekleri yolu 1-2 saatte gidebiliyor. Bir araç yarım saat çalışacakken 2 saat çalışıyor. Yine bir araç ne kadar çok dur-kalk yaparsa atmosfere saldığı emisyon miktarı o kadar artıyor. Diğer bir nokta, biz sürücüler aslında doğru araç kullanmıyoruz. İleride bir kırmızı ışık var. Son noktaya kadar hızlı gidiyor, son anda frene basıyor veya yeşil ışık yandığında bir anda gaza basıyoruz. Bir anda duruşlar, kalkışlar hem önemli anlamda egzozdan hem de fren, balata ve lastikten kirleticilerin atmosfere çıkmasına yol açıyor. Tüm bunları bir araya getirdiğimiz zaman İstanbul’da artan trafik, atmosfere saldığımız kirletici ölçüsünü, parçacık madde ve karbonmonoksit ölçüsünü artıyor.” diye konuştu.
“İNSAN SAĞLIĞINI DA BOZUYOR”
Prof. Dr. Toros, bu durumun insan sağlığını da etkilediğini, motorlu taşıtların kirlettiği havanın solunmasıyla birçok hastalığın beraberinde geldiğini anlattı.
Vücuda en fazla giren hususun hava olduğuna dikkati çeken Toros, “Kalitesi düştükçe daha çok kirli hava soluyoruz ve insan sağlığı daha olumsuz etkileniyor. Dünya Sağlık Örgütü, yaptığı çalışmalarla her yıl hava kalitesi sebebiyle 7 milyonun üzerinde insanın vefatından bahsediyor. Bedenden içeriye giren o kirli hava başta ciğerlere, kalp damar yoluyla beyne kadar giden sıkıntılar yaşatıyor. Hem havayı kirletiyor hem de insan sağlığını bozuyor. Onun için İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanların toplu taşıma kullanmaları veya evlerini iş yerlerine yakın noktaya taşıması önem arz ediyor. Artan araç sayısı doğrudan sıhhatimizi, dolaylı olarak küresel iklim değişikliğini tetikliyor.” ifadelerini kullandı.
“HAVA KİRLİLİĞİNDE DÜŞÜŞE GEÇMEMİZE FIRSAT VERMİYOR”
Prof. Dr. Toros, 1990’lı yıllara bakıldığında İstanbul’da 3 haneli kirletici sayılardan bahsedildiğini, bunun şimdilerde iki haneli sayılara düşürüldüğünü ancak gayenin tek haneliler olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
“Düşüş, İstanbul’daki araçların bir şekilde farklı kullanılması ve trafikteki dur-kalkın azalmasıyla mümkün olacak ama görüyoruz ki İstanbul’da her gün araç sayısı artıyor. Bu da düşüşün önündeki en büyük engel. Bunu uzun vadede toplu taşımaya geçerek veya paylaşımlı araç kullanarak azaltabiliriz. Kısa vadede basın yayın organlarında araçlarda verimli enerji nasıl kullanılır, bu konuda eğitici, farkındalık uyarıcı, hassaslık arttırıcı çalışmaların yapılması gerekiyor ki hepimiz biraz daha farkına varalım. Araçlarımızı daha verimli kullanalım. Önümüzdeki yıllarda araç sayısı artmaya devam ederse daha çok sıkışıklık meydana gelecek, daha çok dur-kalk olacak, hem zaman manasında bizim vaktimizi yiyecek hem daha fazla atmosferi kirleteceği için önemli anlamda sıkıntılarla baş başa kalacağız.”
“KAR YAĞIŞINI DOLAYLI YOLLA ETKİLEYEBİLİYOR”
İstanbul’da arazi yapısının çok fazla değişime uğradığını ve kentteki her bir aracın soba görevi gördüğünü vurgulayan Toros, egzozdan çıkan kirletici gazların karışmasıyla atmosferin kimyasal yapısının bozulduğunun altını çizdi.
Prof. Dr. Toros, kentteki araç sayısının fazla olmasının dolaylı olarak kar yağışını etkileyebildiğine işaret ederek, “Atmosfere saldığımız her bir kirletici doğrudan sıhhatimizi etkiliyor ama dolaylı etkileri de var. İstanbul’da arazi yapısı tamamen değişmiş durumda, daha çok asfalt, araç ve insan var. İstanbul’daki her bir araç bir soba. Her bir aracın egzozundan kirletici gazlar, parçacık maddeler araç hareket edince ortaya çıkıyor. Bu parçacık maddeler atmosfere karışıyor ve atmosferin kimyasal yapısını değiştiriyor.” dedi.
Şehirlerde arazi yapısının değişmesinin güneşten gelen ışınımın yeryüzünde daha çok hapsolmasına, yerin daha çok ısınmasına yol açtığına dikkati çeken Toros, şunları kaydetti:
“Şehirlerde, ‘şehir ısı adası’ dediğimiz bir kubbe meydana geliyor. Bu günlerde herkes kar yağışı bekliyor. Kar yağışı için 0 dereceye yakın ya da daha altında sıcaklık olması gerekiyor. Düşünün, sıcaklık İstanbul merkezinde şehir ısı adasından dolayı 2 derece. Araç sayısı bu kadar olmasaydı, sıcaklık tahminen 0 dereceye düşecekti. Kar yağacakken yağmur şeklinde yağıyor, kar yağışına engel olabiliyor. Bu tür yapılan çalışmalar da var. Biz sadece konforumuzu düşünüyoruz. Bir yere gitmek için aracın egzozdan çıkan kirletici atmosferimizde kısa vade veya uzun vadeli farklı olumsuz tesirlerle bizi karşı karşıya bırakabiliyor.”
Diğer Güncel Haberler İçin Tıklayın / Bursa Haber – Bursa Gündem – Bursa Gündem Haber – Bursa Haberleri – Bursa Son Dakika
Bizi İnstagram’da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi X’de Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHbr
Bizi Facebook’da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi Youtube’da Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Bizi Linkedin’de Takip Edebilirsiniz / @BursaGündemHaber
Sokak Köpekleri 2 Metrelik Telden Atlayarak Saldırdı! 25’ini Birden Telef Etti